Make your own free website on Tripod.com

Muazzez İlmiye Çığ, Bağdat Müzesi yağmasının bir komplo olduğunu ileri sürüyor

Sümerlerle geçen bir ömür

Kaynak: Cumhuriyet gazetesi, 10 Temmuz 2003 Perşembe, syf. 14

 

Bağdat Müzesi'nin çok değerli eserlerinden bir kısmı Irak Merkez Bankası'ndaymış. Ünlü bir arkeoloğun Bağdat Müzesi'nin ve Irak Merkez Bankası'nın planlarını savaştan iki ay önce Amerikan Dışişleri Bakanlığı'na verdiğini okudum. Bence Amerika böyle bir komplo hazırladı. İstediği eserleri aldı ve gerisini de halka yağmalattı.

 

Muazzez İlmiye Çığ

 

AYÇA TEZER

İstanbul Arkeoloji Müzesi'nin ilk Sümerologlarından Muazzez İlmiye Çığ 75 yaşından sonra yazarlığa adım atarak Kral Süleyman'dan tapınak fahişeliğine, başörtüsünden İbrahim Peygamber'e, Meryem'e kadar Tevrat, İncil ve Kuran'daki bir çok konunun Sümer kaynaklarındaki kökenlerini ortaya çıkaran bir araştırmaya imza attı. Bunu başka kitaplar izledi. Çığ'la Bagdat Müzesi'nin yağmalanması, Sümeroloji ve Mezopotamya'dan kalan yapıtlar üzerine konuştuk.

 
'Müzeyi Tercih Ettik'

- Sümerolog olmaya nasıl karar verdiniz?

ÇIĞ - 1935 'in sonlarında Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi açıldı ve Sümeroloji, Hititoloji, Arkeoloji bölümleri açıldı. O zaman ilkokul öğretmenleri üniversiteye giremiyordu, ama bir defalık izin verildi. Ben ve öğretmen arkadaşım Hatice Kızılyay bundan yararlanarak Eskişehir'den Ankara'ya gelip Hititololi-Sümeroloji bölümüne girdik. Hocalarmız Almandı. Önceleri çevirmen aracılığıyla anlaşıyorduk. Ardından Almanca derslerine girmeye başladık. ArkadaşIm ve ben, Sümeroloji-Hititoloji bölümlerini bitirdiğimizde hocamız üniversitede kalmamızı istedi. Ama biz müzeyi tercih ettik nedense. Müzede geçen yüzyıldan kalma tabletlerden bir arşiv oluşturduk. Dolaplardan kağıtlara sarılmış olarak çıkan bu tabletleri, suda pisliklerini, tozlarını temizleyip yeniden fırına koyup pişirdik. Ondan sonra da onları okuyup devirlerine, tarihlerine, konularına göre sıraladık, numaralandırdık. Tabletler ortaya çıkınca yabancılar geldiler ve onlarla birlikte çalışmaya başladık. BöyIece hem bilgimizi arttırdık hem de bu işlerin daha kolay yapılmasını sağladık.

- Türkiye'de Mezopotamya'dan kalan yapıt çok var mı?

ÇIĞ - Çok değil. Bu bizim ilgisizliğimizden kaynaklanıyor. O zamanlar müzecilik anlayışı yokmuş. Mesela eski Türkçe bi belge okudum. Bir fermanla kırk bin eser İngilizlere verilmiş. Onlar da karşılık olarak gümüş kutu içinde iki tane yapı kitabesi göndermişler. Osman Hamdi Bey 1883'te bir yasa çıkarttırmış. Bu yasaya göre kazı yapanların buldukları eserler, hükümetle aralarında bölüşülecek. İşte bu bölüşmelerden gelen bir miktar eser var elimizde. 1993'te bu kanun değiştirilmiş. Buna göre bundan sonra çıkarılan bütün eserlerin İstanbul Müzesi'ne gelmesi kararlaştırılmış.

- Sümer tabletlerini ilk kim okudu?

ÇIĞ - İlk kez bir Alman denedi ama sonunu getiremedi. Önce Asur tabletleri okundu. Bunların büyük bir kısmı İngiltere'ye gitti. İran'da bulunan Pers kralı Darius'a ait tablet üç dilde yazılmış. İlk olarak bir İngiliz casus subayı tarafından Persçe olanı çözüldü. Arkasından da Babilceyi

çözdüler. Bu belge dört bilim adamına mühürlü zarflar içinde gônderildi. Bu dört bilm adamının yaptıkları çevirilere bakıldığında ufak tefek ayrılıklar dışında genel olarak hepsinin aynı olduğu görüldü. Böylece Asuroloji bilimi doğdu. Asur tabletleri kuzeyde bulunmuştu. Ardından güneyde yapılan kazılardaysa Sümer tabletleri bulundu. Kuzeyde yapılan araştırmalar sırasında Gılgamış Destanı da bulunmuştu. Destan Akadca yazılmıştı ama isimler Akadca değildi. Bunun üzerine destanınn başka bir dilden Akadcaya çevrildiği düşünülmüştü. Sümer tabletleri ortaya çıkınca bu dilin Sümerce olduğu anlaşıldı. O çağda yapılmış Akadca, Sümercece sözlükler elimize geçti. İşaretlerin okunuşlarını yazmışlar. Bunlara dayanılarak Sümerce de çözüldü. Sümer dilinin Türk dili, İskit dili olduğu söyIeniyor. Bu doğru değil. Çünkü elimizde o zamana ait hiçbir Türk belgesi yok. Beş bin yıl önce Türkçe nasıldı, bilmiyoruz.

- Sizce Bağdat Müzesi'nin yağmalanması bir komplo mu?

ÇIĞ - Bunun bir komplo olduğuna inanıyorum. Bağdat Müesi'nin çok değerli eserlerinden bir kısmı Irak Merkez Bankası'ndaymış. Ünlü bir arkeoloğun Bağdat Müzesi'nin ve Irak Merkez Bankası'nın planlarını savaştan iki ay önce Amerikan Dışişleri Bakanlığına verdiğini okudum. Bence Amerika böyle bir komplo hazırladı. İstediği eserleri aldı ve gerisini de halka yağmalattı.

'Danışıklı dövüş olabilir'

- Sizce aldıkları yapıtları müzelerine mi koyacaklar?

ÇIĞ - Bunu bugün yapamasalar bile belki yirmi yıl sonra yapabilirler. Saddam'ın savaş öncesinde bütün değerli eşyaları yer altındaki tüneller gibi güvenli bir yere saklavacağını düşünüyordum. Ama yapmadı. Bunda bir danışıklı dövüş olabilir. Saddam'ın saldırılara karşı koyamaması da beni şaşırttı. Ayrıca, uzaydan uçan sineği bile görebildiğini iddia eden Amerika, nasıl Saddam'ı bulamıyor? Bunları tarih yazacak. Bildiğim kadarıyla Bağdat Müzesi'nde çok değerli eserler bulunuyordu. İlk kazılarda ele geçenler, İngiltere'ye, Fransa'ya, Amerika'ya Almanya'ya götürülmüş. Ama sonra çıkanları Bağdat hep kendi sakladı. Bu olayl doğrudan doğruya bir komplo olarak görüyorum. Ama bu eserlerin yok olacağına da inanmıyorum. Çapulcuların eline geçse bile degerleri bilindiği için yok etmezler, paraya çevirmek isterler.



 

Arkeoloji Makaleleri, Haberleri ve Kitapları
http://mezopotamya.tripod.com/

Bedava Tarih ve Arkeoloji Kitapları için BURAYA TIKLAYIN

www.ekitap.gen.tr
E-Kitap Yayınevi

internet
kitapçınız kitapyurdu.com'dan binlerce kitaba
ulaşabilirsiniz.